Yeni yazı sekmesine tıklayıp, ne yazacağına henüz karar vermemiş olmak fena bir şey, ama bu satırları yazarken hala bir karara sahip olmamak daha vahim.
Yine de ne zamandır gelişen suskunluğumu bozma kararı aldım ve mükemmel bir başlangıç olmasa da bir başlangıç yapmak istiyorum, sonrası gelir....
Herkese yeniden merhaba...
Herşey var içinde ıvır zıvır, fikirler, şarkılar, diziler, acılar, mutsuzluzluklar, mutlu şeyler de tabii ama onlardan bol bol söz veremiyorum zira bilenler bilir onların farkındalığı çok daha az oluyor...
31 Temmuz 2011 Pazar
11 Temmuz 2011 Pazartesi
Acı ayrılığın son fazı
İnsan kendi kendisini aşık etmiyorsa ben de başka bir şey bilmiyorum. Hani arkanı dönüp gitmek var o ilk kıpırtıyı ilk olur bundan hissini hissettiğinde, hani onun hoşuna gitsin diye yaptığın o ilk hamlede aksi şekilde davranmak gelmez miydi elinden? Dürüst ol hadi, o anda gelirdi, içinden gelmese bile elinden gelirdi...
Elinden bile gelmediği noktaya gelene kadar bilinçl bir şekilde sen yürüdün uçuruma ve o uçuruma atılan son adımı attığında evet düşmemek artık elinde değildi ama o son adım, işte o bilinçliydi...
Bunun ayırdına vardıktan sonra öyle zor ki bir insanın yeniden aşık olması... Çünkü bunu didik didik edip anlayacak farkedecek kadar acı çekmiş olmak bir daha o adımı atmaya cesaret edememeyi de getiriyor peşi sıra.
Öyle ya da böyle yeniden ilişkiler kuruluyor tabi ama bir koruma maskesinin ardında artık. Adımı uçuruma atmamaya dikkat ederek. Kendini boşluğa bırakmayınca o deli adrenalinde yaşanmıyor tabii. İşte o sebeple o son canınızı yakan aşkın mutlu anları unutulmaz ve eşsiz olarak kalıveriyor. Bir daha aynısını yaşamaya izin vermezsen, eşsiz olur tabi ve ne yaşasan onun gölgesinde kalmaya mahkumdur.
Ve farkedersin ki bu işi iki ucu boklu değnektir tabiri caizse. Ne o artık erişilmez hatırladıkça boğazına hıçkırıklar düğümleyen ilişkiyi putlaştırmak, eşsizleştirmek istersin ne de birine o kadar değer verip onun bir eşi daha olsun diye yeniden kırılmaya izin vermek... Başka çıkar yol da olmadığını bilirsin gel gitler içinde sürüklenip gidersin bir süre.
Sanırım bu da ağır ayrılıkların bir evresi. Daha önce yaşadıklarımdan sonra -ki her birini geçmeyecek sanıyordum ama geçtiler- bunun da bir faz olabileceğini kabul ediyorum. Daha önce reddetme kabullenememe, delice acı çekme, sakince ama içi kanaya kanaya özleme, kendine acıma, isyan, nefret, yeniden suların durulması ve sevdiğini hissetme, yeniden delice özleme, yeniden durulma ve unutmuş gibi hissetme fazlarını yaşadım.
Günlük tutmuyor olsam bu kadar ayırdında olamazdım tabii, şimdi biliyorum ki bu da son faz bundan sonra ne yapacağına karar verememe.
Elinden bile gelmediği noktaya gelene kadar bilinçl bir şekilde sen yürüdün uçuruma ve o uçuruma atılan son adımı attığında evet düşmemek artık elinde değildi ama o son adım, işte o bilinçliydi...
Bunun ayırdına vardıktan sonra öyle zor ki bir insanın yeniden aşık olması... Çünkü bunu didik didik edip anlayacak farkedecek kadar acı çekmiş olmak bir daha o adımı atmaya cesaret edememeyi de getiriyor peşi sıra.
Öyle ya da böyle yeniden ilişkiler kuruluyor tabi ama bir koruma maskesinin ardında artık. Adımı uçuruma atmamaya dikkat ederek. Kendini boşluğa bırakmayınca o deli adrenalinde yaşanmıyor tabii. İşte o sebeple o son canınızı yakan aşkın mutlu anları unutulmaz ve eşsiz olarak kalıveriyor. Bir daha aynısını yaşamaya izin vermezsen, eşsiz olur tabi ve ne yaşasan onun gölgesinde kalmaya mahkumdur.
Ve farkedersin ki bu işi iki ucu boklu değnektir tabiri caizse. Ne o artık erişilmez hatırladıkça boğazına hıçkırıklar düğümleyen ilişkiyi putlaştırmak, eşsizleştirmek istersin ne de birine o kadar değer verip onun bir eşi daha olsun diye yeniden kırılmaya izin vermek... Başka çıkar yol da olmadığını bilirsin gel gitler içinde sürüklenip gidersin bir süre.
Sanırım bu da ağır ayrılıkların bir evresi. Daha önce yaşadıklarımdan sonra -ki her birini geçmeyecek sanıyordum ama geçtiler- bunun da bir faz olabileceğini kabul ediyorum. Daha önce reddetme kabullenememe, delice acı çekme, sakince ama içi kanaya kanaya özleme, kendine acıma, isyan, nefret, yeniden suların durulması ve sevdiğini hissetme, yeniden delice özleme, yeniden durulma ve unutmuş gibi hissetme fazlarını yaşadım.
Günlük tutmuyor olsam bu kadar ayırdında olamazdım tabii, şimdi biliyorum ki bu da son faz bundan sonra ne yapacağına karar verememe.
10 Temmuz 2011 Pazar
Yenik
Bir şarkı var kulaklarımda çok da bilindik bir şarkı ama tek bir mısrası "Ne acı ne acı insan kendine ne kadar yenik..."
Duyguların bizi o limandan o limana sürüklemesine, içinden çıkmak için debelendiğimiz çukurlarda bizi tutmak için paçamızdan tutup çekiştirmesine hangimiz yabancıyız ki?
Hepimiz yenik değil miyiz duygularımıza?
Duyguların bizi o limandan o limana sürüklemesine, içinden çıkmak için debelendiğimiz çukurlarda bizi tutmak için paçamızdan tutup çekiştirmesine hangimiz yabancıyız ki?
Hepimiz yenik değil miyiz duygularımıza?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)