19 Mayıs 2013 Pazar

Teoman - Uçurtmalar

Hikayesi kabimi yaralayan, bir şarkı bu, sanki uzun bir aşk filmi izlemişim gibi, kahramanlarla kendimi bütünleştirmişim... Artık kendi mutluluğum gibi her ikisinin de mutluluğunu isterken, birine bir şey oluyor, biri ölüyor sanki ya da başka kötü bir şey ve sonsuza kadar ayrılıyorlar. Mutsuz bir mutlak son... Öyle bir his veriyor bu şarkı bana. Hem çok üzülüyorum dinlerken hem de mazoşist bir zevkle dinliyorum. O çok ağladığım filmleri tekrar tekrar izlediğim gibi...


En sevdiği renk mor olan kadın
En sevdiği kelime 'asi'
En sevdiği oyun incitmek beni
Hıncı çocukluktan kalma yara izi

Zamanı, yaralarla ölçen kadın
Geçmişiyle kavgalı
Tanrı'ya sığınan kız çocuğu geceleri
İsyankar gündüzleri

İpleri dolaşmış uçurtmalar misali
Ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
Ne gidebildik kendi yolumuza
Rüzgarda savruk, başına buyruk
Senle ben

Kırdığı kalpleri dizmiş ipe
Genede en büyük zararı kendine
Ayak izlerini kuşlar yesin diye
Ekmek kırıntıları bırakır geride

En sevdiği ses, çocuk sesi
Oysa, anne olmayı istememiş
Yıllar var ki kendi
Hiçbir zaman kök salmamış ki
Sırf birgün çekip gidebilmek için

İpleri dolaşmış uçurtmalar misali
Ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
Ne gidebildik kendi yolumuza
Rüzgarda savruk, başına buyruk
Senle ben

Genede bulup birbirimizi
Aldatma pahasına sevdiklerimizi
Ağlayarak seviştiğim kadın
İpleri dolaşmış uçurtmalar misali

İpleri dolaşmış uçurtmalar misali
Ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
Ne gidebildik kendi yolumuza
Rüzgarda savruk, başına buyruk
Senle ben

Kaç gece göğsünde uyuduğum kadın
Hep tek başıma uyandım