
Son zamanlardaki gözde dizimdir bu.
Ortalığı kasıp kavuran Twilight ( Alacakaranlık ) rüzgarının ardından bende de pek çok insanda olduğu gibi vampir edebiyatına bir ilgi ve vampirlerle ilgili film ve dizileri izleme isteği uyandırdı.
Bu tür daha önceden farketmediğim kadar yoğunmuş, belki de benim gibi ilgisi artan kitlenin ilgisini karşılamak için burda bir arz fazlalığı oluşmuş da olabilir.
Neyse vampir edebiyatı ile ilgili görüşlerimi başka bir yazıya bırakıp şimdi bu diziden bahsetmek istiyorum spoiller içerebilir aman dikkat....
Öncelikle dizi Vampir Günlükleri ya da namı diğer The Vampire Diaries aynı isimli kitaptan uyarlama, aynı Twilight Saga seri filmlerinin kitaplardan uyarlama olduğu gibi. Ancak okuyan ve izleyenler bilir Alacakaranlık serisinde kitap ve film üç aşağı beş yukarı paraleldir, kitabı okuyan filmi filmi izleyen kitabı ufak ayrıntılar dışında paralel bulur. Ancak The Vampire Diaries de film değil dizi olduğu için sanırım konuyu genişletmek amacıyla oynamalar yapılmış ve senaryo kitaptan oldukça farklılaşmış, hatta biraz daha iler gidip söyleyebilirim ki benzer kalan tek nokta ana karakterler ve onların dünyaya ve birbirlerine karşı takındıkları tavır ve sahip oldukları güçler.
Bütün bu değişimlere rağmen önceden kitabı okuyan bir izleyici olarak diziyi başarılı buldum. Bilirsiniz genelde kitap okurları filmleri dizileri pek sevmezler, özellikle uyarlamalar, değişiklikler yapıldıysa ama sanırım bu değişiklikler çok yerinde olmuş ki beni hiç rahatsız etmedi.
Kısaca dizinin temasını da özetlemek istiyorum merak edenler için. Salvator kardeşler (Stephan ve Damon) vampirdirler ve aralarında derin bir kin vardır. Salvator kardeşlerden Stepfan insan kanı içmez ve insanlarla iç içe yaşamak üzere bir amerikan kasabasına yerleşir ve Elena isimli liseli kız ile bir ilişki kurar ancak Demon bunlara izin vermek niyetinde değildir. Bütün vampir güçlerini ve kötülüğünü kullanarak ortalığı karıştıracaktır.
İyi seyirler:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder