1 Mayıs 2011 Pazar

Hazin Bir Hikaye

Bazen öyle boşluğundan vuruyor ki yalnızlık insanı,
Amansız kapanmayan bir yaran zaten var, zaman zaman unuttuğun
Acıdan uyuştuğun belki de...
O yarayı eşeleyip yeniden kanatıyor,
Daha büyük bir acı ile irkiltiyor insanı.
Apansız, durduk yere, beklenmedik bir anda...

Gözlerine dolan yaşlar çare değil mutsuzluğuna
Ya da bir başkası merhem değil yarana
Ama işin garibi o da merhem değil artık, onca zamandan sonra
Merhem olmasa da gelsin gerekiyorsa kanatsın yaramı daha bir diye düşünsen
O düşünce hastalıklı çünkü ne geleceği var, ne de umursasdığı.

Mazoşist bir sevgi bu,
Onun yerine yokluğunun acısını koyduğun,
Ondan vazgeçmek zorunda kaldığın,
Ama yokluğunun acısından vazgeçemediğin
Ondan kalan son zerre diye
Sana en çok acı veren şeye
Delice bir tutkuyla tutunduğun.

Hayat oysa ne çok sever sıkı sıkı tuttuğun şeyleri elinden almayı
Çeke çeke zorlaya zorlaya
Ellerinde ip yanıkları bıraka bıraka
Bir halat çekme oyunu oynar gibi adeta.
Ama inadına bu ısrarına kayıtsız hayat
Hiç alası da yok o acıyı elinden...

Yazık...
Geçen zamana yazık....
Harcanan o güzelim duygularına yazık...
Bu duygularına ardını dönüp giden zalim,
Böyle bir aşk her gün bulunabilir bir şey mi dersin?
Nankörsün, hainsin, değmezsin....
Ama gel gör ki bu gönülde sadece sen özelsin

Lila

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder