27 Şubat 2013 Çarşamba

Büyük İtalya Turu - Vol 1 - Torino


Ailecek bir İtalya turu yaptık.

Pronto tur ile anlaşmıştık ve İtalya benim en çok görmek istediğim ülke olduğu için 1 - 2 şehirle yetinemeyeceğimi biliyordum, büyük İtalya Turu bu anlamda benim için çok uygun oldu.  Çok da memnun kaldık açıkçası turun genelinden, bir daha olsa bir daha aynı turu yaparım. :)

Şubat sonu belki İtalya için ideal zaman değil. İdeal zaman ne peki, bence Nisan - Mayıs, hani havada yağmurda yoksa tam o zamanlar üşümeden, terlemeden rahat rahat gezilir.

Ben de çok şanslıydım ama. Evet Şubatta gittik ve evet soğuktu ama son güne kadar damla yağmur düşmedi üzerimize.

İlk günümüz : İstanbul - Torino

THY ile çok konforlu bir uçuşla Torino'ya indik öğlene doğru. Torino çok güzel bir şehir, İtalya ile ilgili beklentilerimde hiç haksız olmadığımı bana gösterdi diye başlamak isterdim bu yazıma ama ne yazık ki öyle değil. Torino İtalya ile ilgili duyduğunuz herşeyin tam tersi bir şehir. Fransa'ya çok yakın sanırım o sebeple de insanları dahil herşeyiyle İtalyanın tatlılığından uzak kalmış. Castello Meydanı şehrin ana meydanı. Merkezde Castello yani büyük kale var. Piazza Castello bir turist gözüyle aynen böyle gözüküyor. Bir daha İtalya gezisi yapsam uğramayacağım bir şehir Torino.

Castle Square (Piazza Castello), Turin resimleri
Bu Castle Square (Piazza Castello) fotoğrafı TripAdvisor'ın izniyle kullanılmıştır



Akşam İdea Otel'de kaldık. Kötü bir yer değil. Hemen otelin yanında Ristorante Pizzeria 101 diye bir restorant vardı. Akşam yemeğimizi orada yedik. Son derece lezzetli yemekleri olan bir mekan. Neleri denediğimizi yazayım, her birini gönül rahatlığıyla sipariş verebilirsiniz eğer yolunuz düşerse.

- 4 peynirli pizza (pizzaları Türkiye'de ve italyanın kalanında yediğimiz gibi ince değil, pide gibi kenarları kalın)
- Kılıçbalıklı makarna
- Roket salata üzerine dilimlenmiş biftek
- Mantarlı risotto
- Vejeteryen Pizza

Yemeklerimizin yanında da çok güzel bir ev şarabı sipariş ettik.

İtalya'da şaraplar litre ile sipariş edilebiliyor hemen hemen her yerde ev şarabı ( vino della casa) bulunabiliyor, 5-6 € litresi. Hemen hemen tüm mekanlarda kişi başı 1-2 € servis ücreti alınıyor. Bilginiz olsun.

Adres bilgisi de vereyim hem otel hem de restorant için, tam olsun.
Via Paolo Gaidano, 113, 10137 Torino, İtalya
+39 011 08255 · ideahotel.it  
 
Ristorante Pizzeria 101
Via P. Gaidano, 101
Torino, Italia
011 7931030


Torino'dan sonra gerçek İtalyan harikasına yolculuğumuz başladı. Venedik!
Ama o başka bir yazının konusu olsun:) 

11 Şubat 2013 Pazartesi

Gökhan Türkmen Bedende Ruh Yokken

Sonbahar halimin soyadı, adı
Gerekli gereksiz takıntılar ruhumu sardı
Sen misin inanmam bu enkazın mimarı
Peki geri dön desem ne fark eder
Bedende ruh yokken...

Dertliyim, kabul, utanmam mı lazım?
Çekip giden üzülmezken, kalan ne yapsın
Kalbim diyor gurur yapma sana o lazım

Peki geri dön desem ne fark eder,
Bedende ruh yokken...

En doğrusu kabullenmek,
Valizin ne kadar aldıysa.
Çekip gitmek gerek bazen,
Geriye dönüp hiç bakmadan.

Geride acılar var zaten
Geride anılar var

Yıpratırlar, anılar acıysa yıpratırlar
Dertliyim kabul utanmam mı lazım
Çekip giden üzülmezken
Kalan ne yapsın
Kalbim diyor gurur yapma sana o lazım
Peki geri dön desem ne fark eder
Bedende ruh yokken

En doğrusu kabullenmek
Valizin ne kadar aldıysa
Çekip gitmek gerek bazen
Geriye dönüp hiç bakmadan

Geride acılar var zaten
Geride anılar var
Yıpratırlar, anılar acıysa yıpratırlar

8 Şubat 2013 Cuma

BRUNO MARS

Sizleri bilmem ama ben Bruno Mars 'ı Locked Out of Heaven şarkısı ile tanıdım. Şarkıyı ve enerjisini çok sevdim bir yandan da bir Michael Jackson esintisi hissetmeden de duramamıştım.

When I Was Your Man dinlerken ise bambaşka bir Bruno Mars ile karşılaştım. Bu seferki Elton John vari, piyanosunun başına viskisi ile geçmiş balat okuyan bir adam... Bu geçiş de enteresan açıkçası.

Ötesinde yorumu size bırakıyorum. Hareketli şarkının daha başarılı olduğunu düşündüğümü belirtmeden geçemeyeceğim yine de... İşte videolar, karar sizin.





6 Şubat 2013 Çarşamba

Öyle Bir Kelime Gerçekten Var Mı ? / Is That Even a Word?

Linked(http://www.linkedin.com/) in iş yaşamı için çok faydalı bir site. Bir sosyal platform sayılamaz elbette Twitter ya da Facebook gibi. Ama kesinlikle bir lobi, bir cemiyet.

İnsanların iş yapabilmesi için tanışması gereken kişilerle tanışmasına izin veren, yeri geldiğinde kime kimin aracılığıyla erişebileceğinizi bulmanızı sağlayan ve bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de zaman zaman sizi iş ile ilgili bilgilerle donatan bir cemiyet.

Bugün bir bülten göndermişler çok ilgimi çeken bir yazım kısmı vardı. Site genellikle ingilizce içerikte ve makale de ingilizceydi. Ama günümüz iş dünyası o kadar fazla ingilizce yazışma yapmayı gerektiriyor ki beni neredeyse Türkçe bir makaleden daha memnun etti bu yazı. Aşağıda paylaşıyorum ilgisini çeken arkadaşların bakabilmesi için. Ben siteye girip daha da fazla araştırmak istiyorum diyenler için ise link şöyle:
http://www.dailywritingtips.com/is-that-even-a-word/


Alıntı yapacağım yazıya gelmeden önce yazının Türkçe karşılığından da bahsetmek isterim. Yanlış kullanılmayı bırakın yapım ekleri getirerek olmayan kelimeler üretilmesinden ve bu kelimelerin sık kullanılması sonucu aslında var olmayan kelimelerin lügatımıza sızmasından bahsediyor ve "kelime" özelliği taşımayan bu kelimelerin ne demek istediğini ve doğrusunun ne olduğunu gösteriyor. Bu sebeple de ismi "Böyle bir kelime gerçekten var mı?" manasına gelen "Is That Even A Word?"

Dönüp Türkçeye bakacak olursak biz de eklerle yalan - yanlış kelimeler türetiyoruz ya da kelimeleri anlamlarından farklı yerlerde kullanıyoruz. Örnek vermek gerekirse hiç "bir miktar" yerine "bir tık" diyen birini duymadınız mı, nüans farkı gibi klişeleşmiş örnekler vermek istemiyorum ama "bu sebepten ötürü" artık hiç garipsemediğimiz bir kullanım haline gelmedi mi? Bu gözle okuyabiliriz bu yazıyı da. 


Is That Even a Word?


by Mark Nichol

No authoritarian authority exists that determines whether a given word is valid or bogus. In any language, there’s a complex and imperfect vetting procedure; at least in English, most serious writers agree on the correct or preferred form of a word that is one of two or more variants or on whether a word is acceptable at all. Here’s a list of words that have been under scrutiny in this approval process:

1. Administrate: A back-formation of administration and an unnecessary extension of administer

2. Commentate: A back-formation of commentator and an unnecessary extension of comment

3. Dimunition: Erroneous; the correct form is diminution (think of diminutive)

4. Exploitive: A younger, acceptable variant of exploitative

5. Firstly: As with secondly and thirdly, erroneous when enumerating points; use first and so on

6. Heighth: Rarely appears in print, but a frequent error in spoken discourse (Why isn’t height modeled on the form of depth, length, and width? Because it doesn’t shift in spelling and pronunciation from its associated term, tall, like the others, which are derived from deep, long, and wide, do. Neither do we say or write weighth.)

7. Irregardless: An unnecessary extension of regardless on the analogy of irrespective but ignoring that regardless, though it is not an antonym of regard, already has an antonymic affix

8. Miniscule: A common variant of minuscule, but widely considered erroneous

9. Orientate: A back-formation of orientation and an unnecessary extension of orient

10. Participator: Erroneous; the correct form is participant

11. Preventative: A common and acceptable variant of preventive

12. Societal: A variant of social with a distinct connotation (for example, “social occasion,” but “societal trends”)

13. Supposably: An erroneous variant of supposedly

14. ’Til: Also rendered til and till, an clipped form of until that is correct but informal English; use the full word except in colloquial usage

15. Undoubtably: An erroneous variant of undoubtedly

4 Şubat 2013 Pazartesi

Uçurta Bayramları _ Levent Yüksel

bir rüya bir ümide yaslanıp yaralandık


tutunduk sevgilere düşe kalka

hep yol aldık

yenilme gel yenilme

belki de aldatıldık

belki dünya hiç dönmüyor

imkansız yanıldılar

ölüm yok ölünmüyor

imkansız ah imkansız

gel uçurtma bayramları var

haydi sevin de gel

ölümsüz özgür çocukluğuna

yeniden yol ver

haydi koş haydi gel

bir avuç sevinç al annnenden

bana da biraz ver

öylesine öylesine yalnızız ki

şu koskocaman şehir ve biz bak ne olur

bari sen gel

1 Şubat 2013 Cuma

Geçmiyor Günler _ Özcan Deniz

Her sözün aklımda senden hatıra
İçimde bir şeyler can çekişiyor
Yenildim sonunda bu son ayazda
Baharı beklerken gülüm soluyor

Yüreğim ardından düştü yollara
Kayboldum zifiri karanlıklarda
Yoruldum sonunda bitti umudum
Vurdum kendimi yalnızlıklara

Geçmiyor günler yar yar yar
Geçmiyor günler
Ya sesini duyur bana
Ya haber gönder

Böylesi yıkılmaz
Böyle yanmazdım
Unutur seni giderdim
Vurmasa dünler