Insan en cok pıjamalarını gıyıp yataga uzandıktan sonra tam uykuya dalmaya karar vermeden once elını telefona uzatıp saate baktıgı ve belkı alarm kurdugu o anda bır erkek arkadası olmasını ozluyor. Bır ıyı geceler dılegı ve hatta opucugu ıle uykuya dalmanın huzurunu arıyor... O anlar ıste hayatımıza gırmesının hata oldugunu basından bıldıgımız halde sonu bellı ılıskılere adım attıgımız... O anlar elımız kolumuz baglı caresızce agladıgımız ve o anlar kaybedılenı en cok ozledıgımız aradıgımız...
AVEA BlackBerry® Servisi ile gönderildi.
Herşey var içinde ıvır zıvır, fikirler, şarkılar, diziler, acılar, mutsuzluzluklar, mutlu şeyler de tabii ama onlardan bol bol söz veremiyorum zira bilenler bilir onların farkındalığı çok daha az oluyor...
30 Nisan 2011 Cumartesi
29 Nisan 2011 Cuma
Ben Sevdalı Sen Belalı
sen beni unutmuş gibisin,
ben hala deliyim, hala sevdalı.
yaktığın ateşi söndüremedim
sen hala çılgınsın, hala belalı
çekmeye razıyım kaprislerini
istersen zincire vur ellerimi
ne olur birtanem anla halimi
ben hala deliyim, hala sevdalı
sen benden sen vazgeçmiş gibisin
ben hala tutkunum, hala yaralı
yaktığın ateşi söndüremedim
sen hala çılgınsın, hala belalı
bu sevda bir anda bitebilir mi
gercekler yalana dönebilir mi
ne olur birtanem, anla halimi
ben hala deliyim, hala sevdalı
ben hala deliyim, hala sevdalı...
ben hala deliyim, hala sevdalı.
yaktığın ateşi söndüremedim
sen hala çılgınsın, hala belalı
çekmeye razıyım kaprislerini
istersen zincire vur ellerimi
ne olur birtanem anla halimi
ben hala deliyim, hala sevdalı
sen benden sen vazgeçmiş gibisin
ben hala tutkunum, hala yaralı
yaktığın ateşi söndüremedim
sen hala çılgınsın, hala belalı
bu sevda bir anda bitebilir mi
gercekler yalana dönebilir mi
ne olur birtanem, anla halimi
ben hala deliyim, hala sevdalı
ben hala deliyim, hala sevdalı...
AŞK BENİM MABEDİMDİ
| Aşk sağ yanımdı Aşk bir omuzdu yaslandığım Aşk yanında ağladığım Gittin bitti... Aşk küçük çocuktu içimde Aşk aldığım soluktu Aşksız ellerim soğuktu Gittin bitti... Aşk gözyaşımdı Aşk senle doğmam ve Aşk beş yaşımdı Gittin bitti Aşk özlemimdi ve Aşk sana hasretimdi ah Aşk sanki nefesimdi Gittin bitti Aşk sana şarkımdı Aşk sensiz ahımdı ve Aşk benim aklımdı Gittin bitti Aşk dünüm, bugünümdü ve Aşk her gece düğünümdü Aşk içimde yaşattığım çocuk Gittin bitti Aşk sarhoşluktu Aşk senle varolmuştu Aşk bir bakışındı Gittin bitti Aşk benim mahremimdi ve Aşk benim mabedimdi ki Aşk sevgimin sırrıydı Gittin bitti Aşk benim sevincimdi Aşk benim ümidimdi Aşk benim için sendin Gittin bitti... Aşk sonsuz diyen sendin Aşk ölmez diyen sendin Aşkı öldüren de sendin Gittin bitti Aşk umuttu, yaşamdı Aşk saat 8'de, seni aramamdı Aşk sensiz yalnızlık kokan sokaklardı Gittin bitti Aşk ilk merhabamızdı Aşk elimi tutuşundu ve Aşk yanımda uyuyuşun Gittin bitti Aşk unutulmaz mutluluktu ve Aşk bulunmaz bir konuktu Aşkı ben kovmadım ki Gittin bitti Aşk masum bir heyecan ve Aşk sevecen olgunlaşan hani Aşk asla eskimezdi Gittin bitti Aşk bendeki bir yürek ki Aşk bendeki sen demek ve Aşk kanıyor şimdi ya Gittin bitti Aşk adının her harfi ve Aşk her hücremdeki sen Aşk sensiz ağlıyor Gittin bitti Aşk bir deniz içimde Aşk bir gökyüzü sen gibi Aşk sana hasret şimdi bu gözlerde Gittin bitti |
| Ümit Işıkdağ |
ASTROLOJİ - İKİZLER GÜNLÜK BURÇ YORUMU 29.04.2011
Bu günlerde bir site aracılığıyla günlük burç yorumlarımı takip ediyor ve uzun süredir de beğeniyorum, diğer burçlar için ne derece doğru çıkar bilemediğim için kendiminkini paylaşmayı planlıyorum, ikizler...
Bugün itibariyle başlayalım:
İKİZLER GÜNLÜK BURÇ YORUMU 29.04.2011
Aşırı derecede kaderci bir zihniyete bürünmeniz başarısızlıklarınıza kılıf olmasın. Gerekli müdahaleleri zamanında yaptığınız takdirde umutsuzluğa kapılmanıza gerek kalmaz. Maddi kaynaklarınızı doğru kullanmalısınız. Fazla kilolardan kurtulun.
Seviyorum Kahretsin _ Sezen Aksu
Bırak beni yeter aldattığın yeter bırak beni
Deli ettin artık cek git bu nasıl sevgi
Sen kendine aşıksın sen yalancısın
Hatta sevişirken bile yabancısın
Sen kimsin sen ne rahat insansın bırak
Bırak benim icin ne mümkün ayrılmak
Ben ayrılamam sen beni bırak
Bırak... Bırak...
Seviyorum kahretsin seviyorum elimde değil cok
Seviyorum ah neden yaşadığım en derin aşksın sen
Seviyorum kahretsin seviyorum elimde değil cok
Seviyorum ah neden yaşadığım en derin aşksın sen
Çok istedim, unutmak istedim esmer ellerini
Gözlerini kokunu yanık tenini
Bana dokunduğun anda hislerimi
Unutmadım oysa sen bir yalancısın
Sen kimsin sen ne rahat insansın bırak
Bırak benim icin ne mümkün ayrılmak
Ben ayrılamam sen beni bırak
Bırak... Bırak...
Seviyorum kahretsin seviyorum elimde değil cok
Seviyorum ah neden yaşadığım en derin aşksın sen
Seviyorum kahretsin seviyorum elimde değil cok
Seviyorum ah neden yaşadığım en derin aşksın sen
Deli ettin artık cek git bu nasıl sevgi
Sen kendine aşıksın sen yalancısın
Hatta sevişirken bile yabancısın
Sen kimsin sen ne rahat insansın bırak
Bırak benim icin ne mümkün ayrılmak
Ben ayrılamam sen beni bırak
Bırak... Bırak...
Seviyorum kahretsin seviyorum elimde değil cok
Seviyorum ah neden yaşadığım en derin aşksın sen
Seviyorum kahretsin seviyorum elimde değil cok
Seviyorum ah neden yaşadığım en derin aşksın sen
Çok istedim, unutmak istedim esmer ellerini
Gözlerini kokunu yanık tenini
Bana dokunduğun anda hislerimi
Unutmadım oysa sen bir yalancısın
Sen kimsin sen ne rahat insansın bırak
Bırak benim icin ne mümkün ayrılmak
Ben ayrılamam sen beni bırak
Bırak... Bırak...
Seviyorum kahretsin seviyorum elimde değil cok
Seviyorum ah neden yaşadığım en derin aşksın sen
Seviyorum kahretsin seviyorum elimde değil cok
Seviyorum ah neden yaşadığım en derin aşksın sen
27 Nisan 2011 Çarşamba
Yalın ;_ Alışmak Zorundayım
Dün hayat durdu benim için
Sanki bugün her şey farklı
Sanki bu ev benim değil,
Bu nefes bana zararlı
Alışmaya çalışmak diye bir şey yok
Alışmak zorundayım
Üzülmemek diye bir şey yok,
Üzülmem gerek...
Severek unutmak olur iş mi?
Bilerek uçuruma önden atlanır mı hiç?
Kaybettiğinin yerine ne koysan dolmaz
Boş bırakacağım yerini hep bomboş...
Sanki bugün her şey farklı
Sanki bu ev benim değil,
Bu nefes bana zararlı
Alışmaya çalışmak diye bir şey yok
Alışmak zorundayım
Üzülmemek diye bir şey yok,
Üzülmem gerek...
Severek unutmak olur iş mi?
Bilerek uçuruma önden atlanır mı hiç?
Kaybettiğinin yerine ne koysan dolmaz
Boş bırakacağım yerini hep bomboş...
26 Nisan 2011 Salı
Deli bir sevdadayim yaniyorum
Gururum yerlerde agliyorum
Yanginim sonmedi firtinam dinmedi
Aglamak seni getirmedi aglamak hasreti dindirmedi
Itiraf ediyorum seni senden istiyorum
Alev alev duman duman icin icin yaniyorum
Caresizim zaman zaman gozlerini ariyorum
Biten bir ask icin boyle aci cekilmez
Giden sevgiliden artik vefa beklenmez
Bir gun gucum biterde isyan edersem
Beni o isyankar sevdalara gomun...
AVEA BlackBerry® Servisi ile gönderildi.
Gururum yerlerde agliyorum
Yanginim sonmedi firtinam dinmedi
Aglamak seni getirmedi aglamak hasreti dindirmedi
Itiraf ediyorum seni senden istiyorum
Alev alev duman duman icin icin yaniyorum
Caresizim zaman zaman gozlerini ariyorum
Biten bir ask icin boyle aci cekilmez
Giden sevgiliden artik vefa beklenmez
Bir gun gucum biterde isyan edersem
Beni o isyankar sevdalara gomun...
AVEA BlackBerry® Servisi ile gönderildi.
25 Nisan 2011 Pazartesi
ADI KONMUS AYRILIĞIN
Ben o eski ben değilim, çok değiştim elde değil
Ben o eski ben değilim, yüzüm gülse içim zehir
Ayrılığın sürükleyip kıyılara vurdu beni
Kaybedenler kumsalında her gün ağlıyorum
Akan yıllar sürükleyip kıyılara vurdu beni
Kaybedenler kumsalında seni bekliyorum
Esti rüzgarlar
Bir şiir oldun dudaklarımda
Tarih olmuş şarkılarda
Hep seni söylüyorum
Adı konmuş ayrılığın çok iyi biliyorum
Seni hala seviyorum
Günü geçmiş bir sevdayız çok iyi biliyorum
Seni hala seviyorum . . .
Erhan GÜLERYÜZ
AVEA BlackBerry® Servisi ile gönderildi.
Ben o eski ben değilim, yüzüm gülse içim zehir
Ayrılığın sürükleyip kıyılara vurdu beni
Kaybedenler kumsalında her gün ağlıyorum
Akan yıllar sürükleyip kıyılara vurdu beni
Kaybedenler kumsalında seni bekliyorum
Esti rüzgarlar
Bir şiir oldun dudaklarımda
Tarih olmuş şarkılarda
Hep seni söylüyorum
Adı konmuş ayrılığın çok iyi biliyorum
Seni hala seviyorum
Günü geçmiş bir sevdayız çok iyi biliyorum
Seni hala seviyorum . . .
Erhan GÜLERYÜZ
AVEA BlackBerry® Servisi ile gönderildi.
MUTLULUK GECIP GITMISTIR YANINIZDAN
Bana zamandan söz ediyorlar
Gelip size zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir ise yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler,
öyle düşünürler.
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden
karşılaşmak kolay değildir elbet.
Murathan MUNGAN
AVEA BlackBerry® Servisi ile gönderildi.
Gelip size zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir ise yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler,
öyle düşünürler.
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden
karşılaşmak kolay değildir elbet.
Murathan MUNGAN
AVEA BlackBerry® Servisi ile gönderildi.
HATIRA
Bazı insanlar,bazı insanlara bazı insanları hatırlatır. Hatırlayanlar üzgündür, hatırlatanlar habersiz. Hatırlananlar mı?.. Onlar uzak bir şehirde büyük ihtimalle hiçbir şey hatırlamamaktadırlar...
Abdullah HARMANCI
AVEA BlackBerry® Servisi ile gönderildi.
Abdullah HARMANCI
AVEA BlackBerry® Servisi ile gönderildi.
Belki bir sondan başlamış olabilirim
Başımı eğdiğim yerden kaldırabilirim
Bakmayın karanlıkta kalan satırlarıma
Ben aslında güçli biriyim
Hiç sebep yokken gelebilirim
Sebepsiz gülebilirim
Takılmayın yüzümde ki hüzne
Ben aslında güçlü biriyim
Gün gelir gidebilirim
Yüzümdeki sesleri silebilirim
Tanınmazsam bir yürek kıyısında
Kimliğimi kaybeder,
Bir gece vakti yıldızlara takılıp kayabilirim.
Zeynep Kumaş...
AVEA BlackBerry® Servisi ile gönderildi.
Başımı eğdiğim yerden kaldırabilirim
Bakmayın karanlıkta kalan satırlarıma
Ben aslında güçli biriyim
Hiç sebep yokken gelebilirim
Sebepsiz gülebilirim
Takılmayın yüzümde ki hüzne
Ben aslında güçlü biriyim
Gün gelir gidebilirim
Yüzümdeki sesleri silebilirim
Tanınmazsam bir yürek kıyısında
Kimliğimi kaybeder,
Bir gece vakti yıldızlara takılıp kayabilirim.
Zeynep Kumaş...
AVEA BlackBerry® Servisi ile gönderildi.
BURÇLAR
Siz de benim gibi günlük burç yorumunu gazetede internette kenar köşe bir yerde gördüğünde okumadan geçemeyenlerden misiniz?
Ben kesinlikle öyleyim. Bir de bir çok farklı kaynaktan okuyup, yıllık, aylık, haftalık, günlük bazda takip ediyorum.
Panomda gazetelerden yeni yıla yakın kestiğim yıllık burç yorumları asılı benzer şeyler oldukça ordan işaretleyen bir çeşit deliyim ben bu astroloji konusunda. Sevdiğim insanın da burcunu aynı hassasiyetle takip ediyorum. Kendisi ile hiç bir iletişimim de kalmadığı halde... Evet o hazin ayrılık buluşamama, kavuşamama hikayesinin sonunda bu aşk hikayesi benim sadece onun burç yorumlarını takip ettiğim bir seviyeye indi ama bu bambaşka ve çok üzücü bir hikaye, geçelim.
Burçların insanlar hakkında eğer doğru şekilde analiz edilir ve düzgün bir şekilde doğum haritası çıkarılırsa çok şey anlattığını düşünüyorum. Burcumun özelliklerini 7 yaşımdan beri okuyorum ama ömrümün hiç bir döneminde karakteristiklerini bu kadar kendime yakın hissetmemiştim. Büyüdüğüm kişiliğimin yavaş yavaş oturduğu o dönemlerde anlatılan özeliklerden uzaklaştım yakınlaştım ve sonuçta %98 falan uyumlu bir noktada karar kıldım diye düşünüyorum.
Ben bir ikizler kadınıyım, çift ruhu içimde barındırıyorum. Bir günümün bir günümü tutmaması bu sebeple ama yükselenimin özelliğinden dolayı bir konuda da çok kararlı olabiliyorum, saplantı derecesinde.
Havayi ruhumun birini böylesine sevebileceğini bilmezdim, ama ikizlerin verdiği düşünsel ve entellektüel yön sevgiye derinlik katıyormuş ve yükselenimi belirtmek istemiyorum ama onun da sahip olduğu kendini adayabilme potansiyeli birleşince hastalıklı aşklar çıkabiliyormuş meydana... Ne ilginç öyle değil mi?
İkizler kadını... Kendimi ifade etmeye o kadar ihtiyaç duyuyorum ki gizemli olmak asla bana göre bir şey değil, hem de asla... İçim neyse dışım da o ama tabii anlayabilene... hayır demekten hiç ama hiç hoşlanmıyorum ben öte yandan hayır demiyorsam ama erteliyor savsaklıyorsam anlaşılması gereken bir mesaj vardır kesinlikle.
Herşeyin ötesinde söylediğim sözler bağlar beni. İki yüzlülük kaypaklıkla suçlanan bir burç için ben bir duygumu durumumu ifade edene kadar değiştirebilir vazgeçebilirim ama sözümden dönmek acı verir.
İkizler hakkında bir şeylerin bilinmesini istedim...
Sevdiğim İnsanlar...
Nasıl insanlardan hoşlandığımı düşünüyorum son zamanlarda ve hoşlandığım insan tiplerinin zaman içerisinde nasıl değiştiğini.
Bundan çok değil bir 5 yıl kadar önce ben yumuşak tabiatlı, konuşkan ama baskın karakterleri olmayan daha yönetilebilir ve benim şahsen yönetebildiğim insanları tercih ederdim gerek arkadaş gerekse sevgili olarak.
Nedenini bilemiyorum ama zaman içerisinde bu tercihim dramatik şekilde değişti. Şu anda beni çeken karakterlerin, sert, taviz vermez ve sevimli olmaktan öte karizmatik kişiler olduğunu farkediyorum. Yönetme isteğimde ciddi manada azalma olduğunu söyleyemem ama diş geçirebildiğim karakterler artık pek öyle esprili gelmiyor.
Yine de sakin tabiatlı insanları seçiyorum sanırım, karizmatik derken bunu kast ettim, kaya gibi bağırıp çağırmayan ama diretebilen direnebilen. Direnmekle de kalmayan kaşıyla gözüyle bir sözüyle sizi de kendi safhına çekiveren.
Saçma bir konu olmuş olabilir aslında başlarken bu yazıya sonucunu nereye vardıracağımı düşünerek başlamadım.
Sadece belki şu noktaya vararak bir iç çıkarım yapabilirim, insan kendisini daha iyi tanıdıkça beğenileri şekilleniyor. Neyi sevip neyi sevmediğimiz yönündeki yargılarımız hakkında bile yanılmaya çok açığız.
23 Nisan 2011 Cumartesi
Son Defa _ Emre Aydın
Nasılsın nasıl gitti?
Alıştın mı sen de?
Rahat mısın artık İstanbul'da?
Evlenmişsin, nasıl oldu?
Bulabildin mi sonunda?
Hep anlattığın o meşhur huzuru
İyiyim ben
Hep aynı şeyler işte
Uyku hapları
Yalan dolan gülümsemeler
İyiyim ben
Hem sen tanırsın beni
Ne yapsam ne söylesem
O geç kalmışlık hissi
Son defa görsem seni
Kaybolsam yüzünde
Son defa yenilsem sana
Hiç anlamasan da
Son defa benim olsan
Uyansam yanında.
İnan pek yeni bir şey yok.
Biraz yaşlandım tabi
Seyrekleşti biraz saçlarım
Bir bitmeyen gece bıraktın
Ve üç nokta düşürdün
Belli etmedim ben pek, tenhalaştım
Şarkı o kadar iyi anlatıyor ki huzur diye diye aşkınıza sırtını dönüp giden adamı/kadını hala deli gibi sevmenin acısını...
içimde hep o geç kalmışlık hissiyle daha önce bir adım atsaydım şunu demeseydim şöyle düzeltseydim diye ilişkiyi kurtarma sonra başaramayınca herşey bitince de toparlayabilir miyim acaba hislerini, gel gitlerini...
Sol gözümde bir damla yaş ile yazıyorum bu satırları aynı şarkının da söylediği gibi geç kalmışlık hissine eşlik eden yalan dolan bir acı gülümsemeyle....
Allahım!!! Ben bir daha birini böylesine sevebilecek miyim?!?!? Böyle güçlü bir duygu yaşamanın dez avantajı da bıraktığı boşluğun büyüklüğü, insanı boşlu gibi ya dolmazsa düşüncesi de kahrediyor...
Alıştın mı sen de?
Rahat mısın artık İstanbul'da?
Evlenmişsin, nasıl oldu?
Bulabildin mi sonunda?
Hep anlattığın o meşhur huzuru
İyiyim ben
Hep aynı şeyler işte
Uyku hapları
Yalan dolan gülümsemeler
İyiyim ben
Hem sen tanırsın beni
Ne yapsam ne söylesem
O geç kalmışlık hissi
Son defa görsem seni
Kaybolsam yüzünde
Son defa yenilsem sana
Hiç anlamasan da
Son defa benim olsan
Uyansam yanında.
İnan pek yeni bir şey yok.
Biraz yaşlandım tabi
Seyrekleşti biraz saçlarım
Bir bitmeyen gece bıraktın
Ve üç nokta düşürdün
Belli etmedim ben pek, tenhalaştım
Şarkı o kadar iyi anlatıyor ki huzur diye diye aşkınıza sırtını dönüp giden adamı/kadını hala deli gibi sevmenin acısını...
içimde hep o geç kalmışlık hissiyle daha önce bir adım atsaydım şunu demeseydim şöyle düzeltseydim diye ilişkiyi kurtarma sonra başaramayınca herşey bitince de toparlayabilir miyim acaba hislerini, gel gitlerini...
Sol gözümde bir damla yaş ile yazıyorum bu satırları aynı şarkının da söylediği gibi geç kalmışlık hissine eşlik eden yalan dolan bir acı gülümsemeyle....
Allahım!!! Ben bir daha birini böylesine sevebilecek miyim?!?!? Böyle güçlü bir duygu yaşamanın dez avantajı da bıraktığı boşluğun büyüklüğü, insanı boşlu gibi ya dolmazsa düşüncesi de kahrediyor...
21 Nisan 2011 Perşembe
Bazı Yalanlar
Yorgun görünüyorsun, biraz uzan istersen,
Sever gibi yapma artık, daha henüz vakit varken
Birkaç yaralı ruh, birkaç bira şişesi,
Elimizde bunlar var, mutlu olmaya yetmezki, aşk.
Yalanlarımız güzel, inanması zevkli,
Bir şey sevmeye değerse ölmeye de değer mi?
Birkaç uyku hapı, birkaç kıskançlık krizi
Elimizde bunlar var, mutlu olmaya yetmezki,
Mutlu olmaya yetmezki,
Mutlu olmaya yetmezki, aşk...
Bazı yalanlar güzel,
Bazı gerçekler acıymış.
Bazı ölümler uzun,
Bütün hayatlar kısaymış.
Çalışmış kaybetmiş, koşmuş yorulmuştuk.
Birbirimize içmeden dokunamaz olmuştuk.
Bikaç kalp ağrısı, birkaç imdat çağrısı
Elimizde bunlar var
Mutlu olmaya yetmez ki...
Hayatımın bazı dönemlerinin değişmez bunalım fon müziğidir bu şarkı.
Durup durup
Sanırım ben bu cümleyi asla eskitemeyeceğim, intihar fikrine çok uzak bir insan olmama rağmen -acı içinde dahi olsa (sadece ruhen değil fiziksel acı da dahil buna) fazladan yaşamı tercih ederim- bu cümlenin yeri bende çok özeldir.
Yaşam ve aşk benim iki yüce değerimdir sanırım birini diğeri ile mukayese edebilecek düzeye getirip diğer herşeyi soyutladığı için atfettiğim değeri anlatıyor ben de o yüzden bu kadar kendimi buluyorum kim bilir....
Kim bilir... Kim bilir... Kim bilir ahhh kim bilir....
Kim bilir... Kim bilir... Kim bilir, kim bilir....
Sever gibi yapma artık, daha henüz vakit varken
Birkaç yaralı ruh, birkaç bira şişesi,
Elimizde bunlar var, mutlu olmaya yetmezki, aşk.
Yalanlarımız güzel, inanması zevkli,
Bir şey sevmeye değerse ölmeye de değer mi?
Birkaç uyku hapı, birkaç kıskançlık krizi
Elimizde bunlar var, mutlu olmaya yetmezki,
Mutlu olmaya yetmezki,
Mutlu olmaya yetmezki, aşk...
Bazı yalanlar güzel,
Bazı gerçekler acıymış.
Bazı ölümler uzun,
Bütün hayatlar kısaymış.
Çalışmış kaybetmiş, koşmuş yorulmuştuk.
Birbirimize içmeden dokunamaz olmuştuk.
Bikaç kalp ağrısı, birkaç imdat çağrısı
Elimizde bunlar var
Mutlu olmaya yetmez ki...
Hayatımın bazı dönemlerinin değişmez bunalım fon müziğidir bu şarkı.
Durup durup
Bir şey sevmeye değerse ölmeye de değer mi?diye düşünmüşümdür önce anlamını çok da anlamadığım orta okul yıllarımda, sonraları ilk aşkımla birlikte ilk terk edilişimde lise yıllarımda ve şimdilerde son ve en büyük aşkımın (valla atmıyorum) ardından içine düştüğüm boşlukta...
Sanırım ben bu cümleyi asla eskitemeyeceğim, intihar fikrine çok uzak bir insan olmama rağmen -acı içinde dahi olsa (sadece ruhen değil fiziksel acı da dahil buna) fazladan yaşamı tercih ederim- bu cümlenin yeri bende çok özeldir.
Yaşam ve aşk benim iki yüce değerimdir sanırım birini diğeri ile mukayese edebilecek düzeye getirip diğer herşeyi soyutladığı için atfettiğim değeri anlatıyor ben de o yüzden bu kadar kendimi buluyorum kim bilir....
Kim bilir... Kim bilir... Kim bilir ahhh kim bilir....
Kim bilir... Kim bilir... Kim bilir, kim bilir....
Yanlış Eşleşme
Mismatching...
Bugün bir arkadaşım söyledi bu kelimeyi ve bazen olur ya sizin düşüncelerinizi tek kelime ile özetleyiveren bir başkası olur. Aynen öyle hissettim.
Hayat ne garip, bazısı baskıcı, nazlanan, kendini bir şey zannedip ağırdan alan sevgilisinden dertliyken bir başkası bunların hiç birini yapmadığı halde değeri bilinmiyor bir de üstüne üstlük bu oyunları oynamadığı için, "kolay zafer" diye sınıflandırılıyor.
Bugün bundan bahsedildi yemekte, kim ne bekliyor ne buluyor, deneyimlerimiz bize beklenenin ne olduğunu anlatıyor diye. Herkesin deneyimleri farklı bir davranışın doğru olduğunu, farklı bir davranış stilinin sonuç getireceğini ve ideal olup tercih edildiğini düşünüyordu.
Yanlış eşleşme bu işte içimizden geleni arzu eden adamı bulamayıp, içimizden gelenlerle oyunlar oynuyor ama her defasında yeniliyor olmamızın nedeni bu. Yanlış eşleşme....
Mart - Nisan... Kedilerin çiftleşme ayları, partnerlerini koklayarak seçiyorlar. Keşke biz de o derece güçlü etkileşim ve iletişime sahip tek bir şekilde anlaşılan bir sinyal göndersek "Sen tam bana göresin" ya da "Hayır senle ölsem olmaz" gibilerinden....
Lila
Bugün bir arkadaşım söyledi bu kelimeyi ve bazen olur ya sizin düşüncelerinizi tek kelime ile özetleyiveren bir başkası olur. Aynen öyle hissettim.
Hayat ne garip, bazısı baskıcı, nazlanan, kendini bir şey zannedip ağırdan alan sevgilisinden dertliyken bir başkası bunların hiç birini yapmadığı halde değeri bilinmiyor bir de üstüne üstlük bu oyunları oynamadığı için, "kolay zafer" diye sınıflandırılıyor.
Bugün bundan bahsedildi yemekte, kim ne bekliyor ne buluyor, deneyimlerimiz bize beklenenin ne olduğunu anlatıyor diye. Herkesin deneyimleri farklı bir davranışın doğru olduğunu, farklı bir davranış stilinin sonuç getireceğini ve ideal olup tercih edildiğini düşünüyordu.
Yanlış eşleşme bu işte içimizden geleni arzu eden adamı bulamayıp, içimizden gelenlerle oyunlar oynuyor ama her defasında yeniliyor olmamızın nedeni bu. Yanlış eşleşme....
Mart - Nisan... Kedilerin çiftleşme ayları, partnerlerini koklayarak seçiyorlar. Keşke biz de o derece güçlü etkileşim ve iletişime sahip tek bir şekilde anlaşılan bir sinyal göndersek "Sen tam bana göresin" ya da "Hayır senle ölsem olmaz" gibilerinden....
Lila
20 Nisan 2011 Çarşamba
Firari
Sana çirkin dediler,düşmanı oldum güzelin;
Sana kafir dediler, diş biledim hakka bile
Topladın saçtığı altınları yüzlerce elin,
Kahpelendin de garez bağladım ahlaka bile
Sana çirkin demedim ben sana kafir demedim
Bence, dinin gibi küfrün de mukaddesti senin
Yaşadın beş sene kalbimde ,misafir demedim
Bu firar aklına nerden ne zaman esti senin
Zülfünün yay gibi kuvvetli çelik tellerine
Takılan gönlüm asırlarca peşinde gidecek
Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine
Aşkım seni canavarlar gibi takip edecek
Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
Sana kafir dediler, diş biledim hakka bile
Topladın saçtığı altınları yüzlerce elin,
Kahpelendin de garez bağladım ahlaka bile
Sana çirkin demedim ben sana kafir demedim
Bence, dinin gibi küfrün de mukaddesti senin
Yaşadın beş sene kalbimde ,misafir demedim
Bu firar aklına nerden ne zaman esti senin
Zülfünün yay gibi kuvvetli çelik tellerine
Takılan gönlüm asırlarca peşinde gidecek
Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine
Aşkım seni canavarlar gibi takip edecek
Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
GERİ GELEN MEKTUP
Rûhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervâne olan kendini gizler mi alevden?
Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...
Gün senden ışık alsa bir renge bürünse;
Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
Yalnız o yeşil gözlerinin nûru görünse...
Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!..
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince,
Çehren bana uğrunda ölüm hâzzı verince,
Gönlümdeki azgın devi rüzgârlara attım;
Gözlerle günâh işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlâh'ın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silâhın,
Vur şanlı silâhınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
Bir başka füsûn fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
Dinmez! Gönlün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
Görmek seni ukbâdan eğer mümkün olaydı.
Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
Tek bendeki volkanları söndürse denizler...
Halâ yaşıyor gizlenerek rûhuma "Kaabil";
İmkânı bulunsaydı, bütün ömre mukabil
Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.
Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur,
Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik!
Hüseyin Nihal Atsız
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervâne olan kendini gizler mi alevden?
Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...
Gün senden ışık alsa bir renge bürünse;
Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
Yalnız o yeşil gözlerinin nûru görünse...
Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!..
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince,
Çehren bana uğrunda ölüm hâzzı verince,
Gönlümdeki azgın devi rüzgârlara attım;
Gözlerle günâh işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlâh'ın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silâhın,
Vur şanlı silâhınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
Bir başka füsûn fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
Dinmez! Gönlün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
Görmek seni ukbâdan eğer mümkün olaydı.
Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
Tek bendeki volkanları söndürse denizler...
Halâ yaşıyor gizlenerek rûhuma "Kaabil";
İmkânı bulunsaydı, bütün ömre mukabil
Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.
Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur,
Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik!
Hüseyin Nihal Atsız
17 Nisan 2011 Pazar
El Gibi _ Sezen Aksu
Ne bir ses, nede haber gelmiyor artık senden...
Öylece kala kaldım da deli hasretinle ben.
Bir yabancı selamı ile hüzünlere daldım,
Kendi ellerimle ben, beni kederlere saldım
Sonunda bir oyuncak kara sevda aldım senden
Yani değişmedim hala, öyle biraz çocuk kaldım
Yok öyle el gibi durma gül biraz
Sana gülmeler yaraşır
Yok öyle güz gibi soğuk olma
Güz ayrılık taşır
Öylece kala kaldım da deli hasretinle ben.
Bir yabancı selamı ile hüzünlere daldım,
Kendi ellerimle ben, beni kederlere saldım
Sonunda bir oyuncak kara sevda aldım senden
Yani değişmedim hala, öyle biraz çocuk kaldım
Yok öyle el gibi durma gül biraz
Sana gülmeler yaraşır
Yok öyle güz gibi soğuk olma
Güz ayrılık taşır
Yapamadım _ Betül Demir
Söyle,
Kaç kere cesaret edip
Kaç kere ihanet edip
Baktın aşkın yüzüne söyle
Susma,
Kendimi feda edip
Herşeye veda edip
Gitmedim mi söyle
Neden her aşkın içinden ayrılık geçiyor biraz?
Ve ben hala seni sevdiğimi söylüyorum avaz avaz...
Yapamadım,
Aşıktım sana kalbime karşı koyamadım
Haksızdın ama seni bir kez bile suçlamadım
Unut diyorum ama unutmuyor bu gönül
Uyumadım,
Ağladım sana geceler boyu ağladım, uyumadım
Yalnızdım ama beni bir kez bile aramadın
Söner diyorum yalan sönmüyor bu gönül
Kaç kere cesaret edip
Kaç kere ihanet edip
Baktın aşkın yüzüne söyle
Susma,
Kendimi feda edip
Herşeye veda edip
Gitmedim mi söyle
Neden her aşkın içinden ayrılık geçiyor biraz?
Ve ben hala seni sevdiğimi söylüyorum avaz avaz...
Yapamadım,
Aşıktım sana kalbime karşı koyamadım
Haksızdın ama seni bir kez bile suçlamadım
Unut diyorum ama unutmuyor bu gönül
Uyumadım,
Ağladım sana geceler boyu ağladım, uyumadım
Yalnızdım ama beni bir kez bile aramadın
Söner diyorum yalan sönmüyor bu gönül
Her Aşk Bir Gün Batar (Titanic)
Batan bir gemiden inen filikada
İkimizden biri yok anlayacağın.
Ve kim bilir belki de ikimiz de yokuz,
O canhıraş hengâmede.
Titanik batıyor / batıyoruz!
Haykırışlarında
Sevdalı yüreğini arayan
Bir beyazperde kahramaniyesi
Boşa mı debeleniyor?
Galiba öyle.
O gece sahnesinde
Batışı yaşayan
Bir ben olabilir miyim?
Galiba.
Veya galibalar ötesi.
O, benin ta kendisidir.
Evet,
Derinlere doğru süzülen
Titrek bakışlardan bize
Veya bana kalan tek ezgi: Benimle ol.
Oysa,
Sana bu satırları yazan benim
En sevdalıkar makamımdaki ezgiler
Çalınmıyordu güvertede.
(Yazarı hakkında fikrim yok)
İkimizden biri yok anlayacağın.
Ve kim bilir belki de ikimiz de yokuz,
O canhıraş hengâmede.
Titanik batıyor / batıyoruz!
Haykırışlarında
Sevdalı yüreğini arayan
Bir beyazperde kahramaniyesi
Boşa mı debeleniyor?
Galiba öyle.
O gece sahnesinde
Batışı yaşayan
Bir ben olabilir miyim?
Galiba.
Veya galibalar ötesi.
O, benin ta kendisidir.
Evet,
Derinlere doğru süzülen
Titrek bakışlardan bize
Veya bana kalan tek ezgi: Benimle ol.
Oysa,
Sana bu satırları yazan benim
En sevdalıkar makamımdaki ezgiler
Çalınmıyordu güvertede.
(Yazarı hakkında fikrim yok)
Bir dost
İskoçya'da yoksul mu yoksul bir çift yaşardı. Fleming'di adı. Günlerden bir
gün tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Hemen sesin geldiği yere koştu. Bir
de baktı ki beline kadar bataklığa batmış bir çocuk, kurtulmak için çırpınıp
duruyor. Çocukcağız bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Çiftçi
çocuğu bataklıktan çıkardı ve acili ...bir ölümden kurtardı. Ertesi gün
Fleming'in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli bir aristokrat
indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini. ‘‘Oğlumu
kurtardınız, size bunun karşılığını vermek istiyorum’’ dedi. yoksul ve
onurlu
Fleming ‘‘Kabul edemem!’’ diyerek ödülü geri çevirdi. Tam bu sırada kapıdan
çiftçinin küçük oğlu göründü. ‘‘Bu senin oğlun mu?’’ diye sordu aristokrat.
Çiftçi gururla ‘‘Evet!’’ dedi. Aristokrat devam etti: ‘‘Gel seninle bir
anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver iyi bir eğitim almasını sağlayayım. Eğer
karakteri babasına benziyorsa ilerde gurur duyacağın bir kişi olur.
‘‘ Bu konuşmalar sonunda Fleming'in oğlu aristokratın desteğinde eğitim
gördü.
Aradan yıllar geçti. Çiftçi Fleming'in oğlu Londra'daki St. Mari's Hospital
Tıp Fakültesi'nden mezun oldu ve tüm dünyaya adını penisilini bulan Sir
Alexander Fleming olarak duyurdu. Bir süre sonra aristokratın oğlu zatürreye
yakalandı. Onu ne mi kurtardı?
Penisilin!
Aristokratin adi: Lord Randolp Churchill.
Oglunun adi: Sir Winston Churchill.
Kurtaran doktor: Çiftçinin oglu Sir Alexander Fleming.
Paraya gereksiniminiz yokmuş gibi çalışın.
Hiç acı çekmemiş gibi sevin.
Hiçbir şey beklemeden verin.
Karşılığı nasıl olsa gelecektir.
gün tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Hemen sesin geldiği yere koştu. Bir
de baktı ki beline kadar bataklığa batmış bir çocuk, kurtulmak için çırpınıp
duruyor. Çocukcağız bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Çiftçi
çocuğu bataklıktan çıkardı ve acili ...bir ölümden kurtardı. Ertesi gün
Fleming'in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli bir aristokrat
indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini. ‘‘Oğlumu
kurtardınız, size bunun karşılığını vermek istiyorum’’ dedi. yoksul ve
onurlu
Fleming ‘‘Kabul edemem!’’ diyerek ödülü geri çevirdi. Tam bu sırada kapıdan
çiftçinin küçük oğlu göründü. ‘‘Bu senin oğlun mu?’’ diye sordu aristokrat.
Çiftçi gururla ‘‘Evet!’’ dedi. Aristokrat devam etti: ‘‘Gel seninle bir
anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver iyi bir eğitim almasını sağlayayım. Eğer
karakteri babasına benziyorsa ilerde gurur duyacağın bir kişi olur.
‘‘ Bu konuşmalar sonunda Fleming'in oğlu aristokratın desteğinde eğitim
gördü.
Aradan yıllar geçti. Çiftçi Fleming'in oğlu Londra'daki St. Mari's Hospital
Tıp Fakültesi'nden mezun oldu ve tüm dünyaya adını penisilini bulan Sir
Alexander Fleming olarak duyurdu. Bir süre sonra aristokratın oğlu zatürreye
yakalandı. Onu ne mi kurtardı?
Penisilin!
Aristokratin adi: Lord Randolp Churchill.
Oglunun adi: Sir Winston Churchill.
Kurtaran doktor: Çiftçinin oglu Sir Alexander Fleming.
Paraya gereksiniminiz yokmuş gibi çalışın.
Hiç acı çekmemiş gibi sevin.
Hiçbir şey beklemeden verin.
Karşılığı nasıl olsa gelecektir.
Mutlu Olma Şansı
Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili
Biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz,
Acısını acımız yaptık çünkü.
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın gözyaşı bile içimizi parçaladı.
Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı.
Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak.
Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be sevgili...
Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek...
Ve o vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın...
Yılmaz GÜNEY
Biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz,
Acısını acımız yaptık çünkü.
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın gözyaşı bile içimizi parçaladı.
Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı.
Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak.
Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be sevgili...
Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek...
Ve o vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın...
Yılmaz GÜNEY
8 Nisan 2011 Cuma
Ask Bitti
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
Bitti.
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da...
Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
Belki bir yağmur yağar akşama doğru
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım
Aşk da bitti diyordu ya bir şair,
Aşk bitti işte tam da öyle...
Ahmet TELLİ
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
Bitti.
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da...
Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
Belki bir yağmur yağar akşama doğru
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım
Aşk da bitti diyordu ya bir şair,
Aşk bitti işte tam da öyle...
Ahmet TELLİ
3 Nisan 2011 Pazar
Kahraman - Hadise
Hadise - "Kahraman" musicplay
Sıkıldım bunaldım bir kurtulamadım
Seninle bir yerde nefes alamadım
Bakmam geriye bana aşk lazım
Sensiz bitecek bir roman lazım
Dönmem geriye bana o lazım
Senden gidecek kahraman lazım
Hevesle kalıp da senin olamadım
Bu aşkta hedef ne bi tutturamadım
Bakmam geriye bana aşk lazım
Sensiz bitecek bir roman lazım
Dönmem geriye bana o lazım
Senden gidecek kahraman lazım
Bizi bir başka aşkın yarasında bir başka aşk, bir beyaz atlı prensin kurtaracağını ne kadar güzel ve naif açıklıyor öyle değil mi???
Yaranın kabuğunu soymak
Bazen mecazi anlamda yapılandır.
Kabuk tutan artık çok da fazla sızlamayan yara beyin tarafından özenli bir cerrahi ile üstünde tutmuş olan kabuktan ayrılır ve yeniden kanaması sağlanır.
Saçma ama yaparken mazoşist bir zevk veren, sonrasında ise o yara yeniden kabuk tutana kadar inim inim inleten, mantıksız ama pek çok insanın defalarca içine düştüğü hatalı bir süreçtir. Ben de bir istisnası değilim...
Umursamaz vurdum duymaz olmak gerektiğinin bir başka kanıtıdır.
Gidenin tamamen gitmesi gerektiğinin hayatın sadece merkezinden kenarına çekilmesinin bazen yetmediğinin belki de en önemli kanıtıdır.
Kabuk tutan artık çok da fazla sızlamayan yara beyin tarafından özenli bir cerrahi ile üstünde tutmuş olan kabuktan ayrılır ve yeniden kanaması sağlanır.
Saçma ama yaparken mazoşist bir zevk veren, sonrasında ise o yara yeniden kabuk tutana kadar inim inim inleten, mantıksız ama pek çok insanın defalarca içine düştüğü hatalı bir süreçtir. Ben de bir istisnası değilim...
Umursamaz vurdum duymaz olmak gerektiğinin bir başka kanıtıdır.
Gidenin tamamen gitmesi gerektiğinin hayatın sadece merkezinden kenarına çekilmesinin bazen yetmediğinin belki de en önemli kanıtıdır.
Etiketler:
acı,
aşk,
aşk acısı,
aşk yarası,
kabuk
Kaydol:
Yorumlar (Atom)