13 Mayıs 2012 Pazar

Aşkımdan haberi yok... yada belki daha kötüsü, umursamıyor...

İnsan ömründe kaç kez güçlü duygular hissediyor bir karşı cinse. Aşk gibi, ama güçlü bir aşk. Öyle dün bir kıvılcımdı bugün kül şeklinde değil. Devamlı ondan bahsetmek isteyerek, normalde beğenmeyeceği tavırları bile en azından sempatik bularak, hiç bir kusur görmemek bir kenara, minicik güzelliklere hayran kalarak...

Ve böyle bir duygu yaşanırken bazen her şey elini kolunu bağlayabiliyor insanın. Yani... Adamın sevgilisinin olması gibi... Adamın sevgilisiyle evlilik planları yapması gibi. Bu ilginin aslında bu kadar olmasa da kısmen farkında olması ama hiç oralı da olmaması gibi. Veee daha da kötüsü birlikte iş yapma zorunluluğu gibi.

Şeytan diyor ki çek kenara. De ki;

"Bilmiyorum, belki biliyorsundur, belki tahmin ediyorsundur ama ben yine de söylemek istedim. Çok hoşlanıyorum. Öyle sıradan bir his olsa ya da gelip geçici bir şey inan şu an bu konuşmayı yapacak cesareti toplayamazdım zaten. Ama bence bu boyutta hisler içindeyken susarsam çok yazık, hiç bir şey söylemezsem hislerime haksızlık olacak. Söylemiş olmam ne değiştirecek... Muhtemelen hiç bir şey... Yani... Umarım değiştirir..."

Ama diyemem. Desem sonrasından suratına bakamam. Bakamazsam birlikte iş yapamam. Yani konuşamam....

Herşey üniversitedeyken zor sanardım. Görememek problemdi bence. Şimdi görmekten korkuyorum.

Yine üniversitedeyken konuşmaktan korkardım, görüyorum ki o zaman kaybedeceklerinle şimdiki çok farklı.

Adamın kız arkadaşının olması problem sanardım, evlilikle kıyaslandığında hiç bir şeymiş o da...

Büyüdükçe dertlerimiz de büyüyor, keşke hislerimiz biraz törpülense bari de daha çekilir olsa dertler... Ama malesef. His zenginiyim sanırım çok sık olmamakla birlikte her aşık olduğumda ayrı bir his derinliği içinde buluyorum kendimi. Kendi kendimi o aşkla yeniden yeniden yorumluyorum. Sonra o aşkların her biri acılarla benden bir şeyler götürüyor, eksilen parçalarımı tamamlamak için deli gibi kıvranıyor debeleniyorum. Sonunda tam geçti derken... Er ya da geç, ben şanslıyım ki genelde geç, yeni bir aşk çalıyor hınzırca kapımı.

Bu sefer tek bir ricam var. Bu sefer geç olmasın. Bu aşkı atlatmakta çok zorlanacağım. Moral desteğine ve belki de benim ayaklarımı yerden kesecek bir aşka ihtiyacım var ki kopmadan uzaklaşmadan -çünkü bunu yapamıyorum- uzaklaşabileyim, yaralarımı sarabileyim...

Tabi gönül ister ki nasıl bilmiyorum. Bu işler bir yerden geri dönsün. Tamamen tersine işlemeye başlasın. Herşey tersine dönsün ve o da bana cevap vermeye başlasın.

Acaba hayran hayran baksam mı gözlerimi kaçıracağıma? Salakça bir fikir oldu sanırım, ona bir şeyler anlatayım derken hepten herkes tarafından çakılmak istemem.... Nadiren omzuna falan mı dokunsam? Neye yarayacaksa :P

Sıkıntıdan patlayacağımmmm

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Model _ Bir Melek Vardı

Bir melek vardı,
Aşkı fısıldardı.
Elimde o büyülü ellerin hayali kaldı.

Uyku imkansız,
Umut vicdansız.
Güneş bile dedi ki kendine: Doğmak anlamsız.

Ağladım delice,
Elimde boş bir şişe,
Kutladım bu gece sarılmanı,
Başka kollara.

Yapayalnız biçare,
Ölüyorsam kime ne!
Benzedim bu gece,
Yine boş sokaklara.

10 Mayıs 2012 Perşembe

Elton John _ Sorry seems to be the hardest word

What I got to do to make you love me?
What I got to do to make you care?
What do I do when lightning strikes me?
And I wake to find that you're not there

What I got to do to make you want me?
What I got to do to be heard?
What do I say when it's all over?
Sorry seems to be the hardest word

It's sad, so sad, it's a sad, sad situation
And it's getting more and more absurd
It's sad, so sad, why can't we talk it over?
Oh, it seems to me
That sorry seems to be the hardest word

Sorry...

What do I do to make you love me?
What I got to do to be heard?
What do I do when lightning strikes me?
What do I got to do? What do I got to do?
When sorry seems to be the hardest word

AVEA BlackBerry® Servisi ile gönderildi.

Tuğçe San _ Neredesin

Deli en deli düşlere bile
Sığmıyor yüzün
Beni al götür beni de
Yine dört yanım hüzün

Varsam dokunsam
Yine sevişsem yine seninle
Öpsem ağlasam
Yine yok olsam ben ellerinde

Yokluğun tuzak
Ellerin yasak
Sen bana uzak
Neredesin

8 Mayıs 2012 Salı

Model _ Değmesin Ellerimiz

Ah ne zormuş bitsin demek,
Hala severken seni.
Dudaklarını öpmemek,
Bir yabancı gibi.

Bilirsin ayrılık konusunda,
İyi değiliz ikimiz de.
Bir kıvılcım yeterdi her zaman,
Koşup geri dönmemize.

Değmesin ellerimiz,
Buluşmasın bu gözler.
Yine erir gideriz,
Unutulur yeminler.

Biz hiç beceremedik sevmeyi de terk etmeyi de.
Aşk kokan dudakların karşısında direnmeyi de.
Biz hiç beceremedik sevmeyi de terk etmeyi de.
Aşk dolu mısraların karşısında direnmeyi de.

İşte bir kez daha durup karşında,
Belki de son defa soruyorum sana:

Bitti mi hikayemiz?
Bu ne biçim son böyle?
Değmez miydi sevgimiz,
Savaşıp direnmeye?

Değmesin ellerimiz,
Buluşmasın bu gözler.
Yine erir gideriz,
Unutulur yeminler.

Biz hiç beceremedik sevmeyi de terk etmeyi de.
Kendimize sahip çıkıp dünyayla yüzleşmeyi de.
Biz hiç beceremedik sevmeyi de terk etmeyi de.
Korktuğumuz o gözlerin karşısında direnmeyi de.

Bitmesin hikayemiz...

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Zaman...

Zaman... Hafta içi haftasonunu, haftasonu haftaiçini bekleyerek, hep bir koşturmaca halinde ve hep bir şeylere özlemle geçiyor.

İnsan asla huzuru bulamayıp, huzurun peşinde savrulup duruyor.
Huzuru bulduğunda da sıkılıp kendi huzurunu kaçıracak hareketlerde bulunuyor. Zira için için biliyor ki mutluluk huzurda değil, mutluluk umutta. Huzurunu kaçıran düşüncelerin kaybolacağı, herşeyin daha iyi olacağı umudunda...

Ama bazen...
İnsan hayatının kurak bir periyoduna giriveriyor. Ne bir ses ne bir nefes. Ne bir huzur var hayatta ne de huzursuzluğun dineceği, herşeyin iyi olacağı ümidi. Ne bir gelişme var ne de bir değişim. Hayat rutin akıp geçiyor. O rutini kıracak hiç bir şey yok. Senin de artık çabalamaya mecalin yok, hem kaderine küfredip hem de kaderini değiştirmeye çalışmıyorsun. Yaşıyorsun işte, sadece yaşıyorsun...

Tek Bir An Pişman Olmadan Sevmek

Her ilişki insanın canını acıtabilir,
Her ilişki sonsuza dek sürmeyebilir,
Her ilişki kendi dinamiğini içinde barındırır,
Her ilişki yanıltabilir...

Sevmek ise hala insan olduğunuzu hatırlatır.

Gitmek istiyor ise gitsin,
Korkuyor ise korksun,
Gelecek endişesi varsa endişelensin...

Siz sadece sevebildiğiniz için,
Bu garip anlam karmaşında boğulmadığınız için,
Sıradanlaşmayıp sıradan endişelerin benliğinizi elegeçirmesine izin vermediğiniz
Ve onun asla algılayamıyacağı bu bilince sahip olduğunuz için için mutlu olun .

Pişman olmayın çünkü her zaman yeni bir gün olacak .
Kuşlar kelebekler börtü böcek,
Mis gibi bi de yağmur yağsa,
İşte havada aşk kokusu duyulur o zaman...