30 Ocak 2013 Çarşamba

Sudan Ucuz Sebepler..

Benim duygularım bir tuhaf, sudan ucuz sebeplerle şahlanıp, basbayağı ortada ve yatsınamaz gerçeklerle bastırılamıyorlar. Düşünüyorum da hep sığ sularda fırtınalar koparıyorum ben ve hep o sığ sularda boğuluyorum.

DÖN GEL
Bir hayatım bile yok
Bir canım bile yok
Sen gittin gideli yar
Bir güzel cümlem yok
Dilim alışmış bir kere
Aşkım diyorum bin kere
Olur olmaz kimselere
Sudan ucuz sebeplerle
İlacımın saati kaçtı
Acıktım ama iştahım kaçtı
Yerini beğenmiş çiçekler bile
İsyan edip dün soldu
Dön gel dön gel alışamam yokluğuna
Affet dön gel savaşamam yokluğunla
Bu ev sensiz yuva değil yuvamı istiyorum
Bu can sensiz yaşamıyor
Seni geri istiyorum
Bir hayatım bile yok
Bir canım bile yok
Sen gittin gideli yar
Bir güzel cümlem yok
Dilim alışmış bir kere
Aşkım diyorum bin kere
Olur olmaz kimselere
Sudan ucuz sebeplerle
İlacımın saati kaçtı
Acıktım ama iştahım kaçtı
Yerini beğenmiş çiçekler bile
İsyan edip dün soldu
Dön gel dön gel alışamam yokluğuna
Affet dön gel savaşamam yokluğunla
Dön gel dön gel alışamam yokluğuna
Affet dön gel savaşamam yokluğunla
Bu ev sensiz yuva değil yuvamı istiyorum
Sensiz bu can yaşamıyor
Seni geri istiyorum
Seni geri istiyorum
Dön gel dön gel alışamam yokluğuna
Affet dön gel savaşamam yokluğunla
Dön gel dön gel alışamam yokluğuna
Affet dön gel savaşamam yokluğunla
Bu ev sensiz yuva değil yuvamı istiyorum
Sensiz bu can yaşamıyor
Seni geri istiyorum
Bir hayatım bile yok
Bir canım bile yok
Sen gittin gideli yar
Güzel bir cümlem yok...

Sığ Sularda Fırtınalar Koparmak

Benim duygularım bir tuhaf, sudan ucuz sebeplerle şahlanıp, basbayağı ortada ve yatsınamaz gerçeklerle bastırılamıyorlar. Düşünüyorum da hep sığ sularda fırtınalar koparıyorum ben ve hep o sığ sularda boğuluyorum.

SONU YOK BU AŞKIN
Gün çekildi artık yarim
Hiç gören yok
Ses kesildi artık yarim
Hiç duyan yok
Bir sonbahar günüydü bırakıp gittin habersiz
En günahsız gecemde bile seni hep sevdim yeminsiz
Bilirim sonu yok bu aşkın sensiz geçen günlerin
Eriyip güze döndü ömrüm üstüste kaç ölüm
Nezaman bir ben düşünsem böyle sereserpeyim
Nezaman bir sen düşünsem ne zaman bir yar düşünsem
Yüreğim sızlar her akşam gel

Bilirim sonu yok bu aşkın sensiz geçen günlerin
Eriyip güze döndü ömrüm
Üst üste kaç ölüm
Ne zaman bir sen düşünsem böyle sere serpeyim
Ne zaman bir ben düşünsem
Yüreğim sızlar her akşam dön...

Başa sarmak

Hayat zaman zaman insanı öyle bir başa sardırıyor ki, "Deja vu! Deja vu!" diye bağırası geliyor insanın.

Bir olayı, bir duyguyu, bir yakınlığı atlattım, artık önemsemiyorum diye düşündüğün noktada bir şey oluyor. Herhangi bir şey. O uzun sürede azimle tırmandığı bayırın tepesindeyken insan kendisini bir anda tekrar o bayırın dibinde buluveriyor. Hisler tanıdık, ortam tanıdık ama bir o kadar da eski. Buruk bir hüzün sarıyor insanın içini ama böyle melankolik sadist bir zevk de veriyor o hüzün. Zamanda yolculuk etmiş gibi sanki bir süre o moda tutunuyor insan, gerçeklerini değiştirmek istiyor.

Sonra yavaş yavaş gerçek dünyaya dönünce daha acı bir hüzün kaplıyor insanın içini, şimdi o bayırı tekrar tırmanmak lazım. Düşe kalka, canını acıta, kanata vardığı o tepeye o düzlüğe tekrar çıkmalı. Orası güvenli, hayat orada olmanın mantıklı olduğunu defalarca kanıtladı. Burası dikenli ve rahatsız aslında, anılar acı veriyor, bugünü değiştirmeye de gücün yetmiyor. İstenmeyen bir misafir gibisin burada.

Beni böyle bırakıp gitti

Ne kadar kırılmıştım
Ne kadar üzülmüştüm
Masalın kahramanı gitti
Ve masal böyle bitti
Yoluna devam etti

Devam etmem  lazım elbet benim de, daha önce nasıl yaptıysam öyle. Bir ayağım tökezledi, bir engebede zorlandım diye tekrar dibi boylasam bile burada kalmamalıyım elbet. Tekrar inatla devam etmeliyim yoluma.

Moral bozucu olacak aynı yolu tekrar yürümek, aynı sıkıntıları tekrar çekmek belki , ama var mı başka çare?


Seninle bir daha aynı yolda yürümem
Seninle yürüyene yolda tuzakların var
Bir daha asla dokunmam tenine
Senin teninden önce duvarların var
Ben o duvarlara çarpa çarpa nasır tuttum
Ağlaya ağlaya yosun tuttum
Derin bir nefes alır gibi batıyoruz
Yükümüz ağır
Yeni bir söz söylemek için ölmek mi gerekir
Hadi bir cesaret sen de taşın altına koy elini
İnadına inadına sevişmeli bağır çağır.

21 Ocak 2013 Pazartesi

Hande Yener - Hasta

Biri benden bi şey çaldı
Geri alıcam az kaldı
Sana doğru bir yol vardı
Bulucam söz az kaldı
 

Tuhaf geçen bi gün daha
Umutlarım yarında
Yanında olamazsam
Savaş çıkar kolayca
 

İkimize karşı bi rüzgar var
Ama bize aşktan esiyorlar
Eminim sende duyuyorsun
Bitmez asla diyorlar 


İkimize karşı bi rüzgar var
Ama bize aşktan esiyorlar
Gücümüze karşı yenilenler
Bize hasta diyorlar
 

Biri aşkı çok zor sandı
Bize sorsa kolaydı
Bana yalnız bi şans kaldı
Harcamak mı hayat mı?
 

Tuhaf geçen bi gün daha
Umutlarım yarında
Yanında olamazsam
Savaş çıkar kolayca
 

İkimize karşı bi rüzgar var
Ama bize aşktan esiyorlar
Eminim sende duyuyorsun
Bitmez asla diyorlar
 

İkimize karşı bi rüzgar var
Ama bize aşktan esiyorlar
Gücümüze karşı yenilenler
Bize hasta diyorlar

Aydınlanma Anı

Bu bir aydınlanma anının dışa vurumudur. Herşeyin daha iyiye gitmesini dileyerek yazılmıştır ve içimde kalmış herşeyin yasını yine de içinde taşır. 

Hangisi daha kötü karar veremiyorum açıkçası, bir zamanlar sevdiğiniz, aşık olduğunuz adamın aslında bir öküz olduğunu anlamak mı, kendinizi 'değişmiş, ben onu sevdiğimde böyle değildi' diye avutmaya çalışırken bir yandan da bu yeni bakış açısıyla size yaptığı herşeyi yeniden gözden geçirince aslında bir hiç değişmediğini, size de aynen bugünkü öküz gibi davranmış olduğunu keşfetmek mi, bu öküzlükleri tekrar tekrar düşünürken öküzlüğün hafif bir ifade olduğunu farkedip aslında işin doğrusunun, bu hareketlerin tam sözlük karşılığının şerefsizlik olduğunu farketmek mi? Sorarım size. Hangisi daha çok acı verir?

Benim elimde tüm bunlardan sonra daha fazla acı veren bir aydınlanma anı var. Bir öküz yüzünden, bir şerefsiz yüzünden, onun her tavrına her bir yanlışına bulduğunuz anlamlı gerekçelere inanarak gözünüzde büyüttüğünüz için 2 yıl boyunca acı çekmiş, herkesi onunla kıyaslamış, kimseyi yanınıza yaklaştırmamış ve gizli gizli onu özlemiş olmak. İşte en acısı bu.

Geri kalan her şey yorumsuz. Bu sonuca varabilmek 2 yılımı ve onun son bir şerefsiz çabasını gerektirdi. Ama sonunda beni bu noktaya getirdi. Son şerefsizliği için belki de teşekkür etmeliyim ne dersiniz?

16 Ocak 2013 Çarşamba

Mehmet Erdem - Herkes Aynı Hayatta

Melankolik bir şarkı bu melankolik olmasına ama içinde eser miktarda umut da barındırıyor o sebeple sanırım farklı bir tadı var.
Dinleye dinleye acıdan kendinden geçmiyor insan, hani yaralarını hoyratça kanatmıyor da tatlı tatlı kaşıyor gibi. Evet sonunda kan çıkıyor ortaya her iki türlü de ama işte, birşeyler farklı burda...

Mehmet Erdem  -  Herkes Aynı Hayatta

Herkes aynı hayatta
Kendini bişey sanma
Ne kadar çok bilirsen
O kadar bela başa

Sen bilirsin aslında
Aklımdan geçenleri
Zaman herşeyi çözer
Şu beklemek olmasa


Gözlerimi açsam da
Sen çıksan karşıma
Gel beni azad et
Kayboldum karanlıkta

Ben bizi unutmam
Gitmek yakışmaz bana

Yolcuyuz hayatta
Sen gel otur yanıma