30 Ocak 2013 Çarşamba

Başa sarmak

Hayat zaman zaman insanı öyle bir başa sardırıyor ki, "Deja vu! Deja vu!" diye bağırası geliyor insanın.

Bir olayı, bir duyguyu, bir yakınlığı atlattım, artık önemsemiyorum diye düşündüğün noktada bir şey oluyor. Herhangi bir şey. O uzun sürede azimle tırmandığı bayırın tepesindeyken insan kendisini bir anda tekrar o bayırın dibinde buluveriyor. Hisler tanıdık, ortam tanıdık ama bir o kadar da eski. Buruk bir hüzün sarıyor insanın içini ama böyle melankolik sadist bir zevk de veriyor o hüzün. Zamanda yolculuk etmiş gibi sanki bir süre o moda tutunuyor insan, gerçeklerini değiştirmek istiyor.

Sonra yavaş yavaş gerçek dünyaya dönünce daha acı bir hüzün kaplıyor insanın içini, şimdi o bayırı tekrar tırmanmak lazım. Düşe kalka, canını acıta, kanata vardığı o tepeye o düzlüğe tekrar çıkmalı. Orası güvenli, hayat orada olmanın mantıklı olduğunu defalarca kanıtladı. Burası dikenli ve rahatsız aslında, anılar acı veriyor, bugünü değiştirmeye de gücün yetmiyor. İstenmeyen bir misafir gibisin burada.

Beni böyle bırakıp gitti

Ne kadar kırılmıştım
Ne kadar üzülmüştüm
Masalın kahramanı gitti
Ve masal böyle bitti
Yoluna devam etti

Devam etmem  lazım elbet benim de, daha önce nasıl yaptıysam öyle. Bir ayağım tökezledi, bir engebede zorlandım diye tekrar dibi boylasam bile burada kalmamalıyım elbet. Tekrar inatla devam etmeliyim yoluma.

Moral bozucu olacak aynı yolu tekrar yürümek, aynı sıkıntıları tekrar çekmek belki , ama var mı başka çare?


Seninle bir daha aynı yolda yürümem
Seninle yürüyene yolda tuzakların var
Bir daha asla dokunmam tenine
Senin teninden önce duvarların var
Ben o duvarlara çarpa çarpa nasır tuttum
Ağlaya ağlaya yosun tuttum
Derin bir nefes alır gibi batıyoruz
Yükümüz ağır
Yeni bir söz söylemek için ölmek mi gerekir
Hadi bir cesaret sen de taşın altına koy elini
İnadına inadına sevişmeli bağır çağır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder