Bu bir aydınlanma anının dışa vurumudur. Herşeyin daha iyiye gitmesini dileyerek yazılmıştır ve içimde kalmış herşeyin yasını yine de içinde taşır.
Hangisi daha kötü karar veremiyorum açıkçası, bir zamanlar sevdiğiniz, aşık olduğunuz adamın aslında bir öküz olduğunu anlamak mı, kendinizi 'değişmiş, ben onu sevdiğimde böyle değildi' diye avutmaya çalışırken bir yandan da bu yeni bakış açısıyla size yaptığı herşeyi yeniden gözden geçirince aslında bir hiç değişmediğini, size de aynen bugünkü öküz gibi davranmış olduğunu keşfetmek mi, bu öküzlükleri tekrar tekrar düşünürken öküzlüğün hafif bir ifade olduğunu farkedip aslında işin doğrusunun, bu hareketlerin tam sözlük karşılığının şerefsizlik olduğunu farketmek mi? Sorarım size. Hangisi daha çok acı verir?
Benim elimde tüm bunlardan sonra daha fazla acı veren bir aydınlanma anı var. Bir öküz yüzünden, bir şerefsiz yüzünden, onun her tavrına her bir yanlışına bulduğunuz anlamlı gerekçelere inanarak gözünüzde büyüttüğünüz için 2 yıl boyunca acı çekmiş, herkesi onunla kıyaslamış, kimseyi yanınıza yaklaştırmamış ve gizli gizli onu özlemiş olmak. İşte en acısı bu.
Geri kalan her şey yorumsuz. Bu sonuca varabilmek 2 yılımı ve onun son bir şerefsiz çabasını gerektirdi. Ama sonunda beni bu noktaya getirdi. Son şerefsizliği için belki de teşekkür etmeliyim ne dersiniz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder