5 Ocak 2011 Çarşamba

Aşk... Gelmişi ve Geçmişi

Fazladan oldukça boş vaktim olduğu için sanırım kafayı anılarımla bozmuş durumdayım ve gönül ilişkilerimle tabii ki... Şu anda hissettiklerimi bir kenara bırakın ki o konu başlı başına bir alem düşünmeye başladığım zaman bir sonuçla çıkamadığım gibi bir de üstüne üstlük moralce dip yapabiliyorum. Benim bu aralar asıl üstüne kafa yorduğum şey lise anılarım o zamanlarki duygularım ve o günden bu güne yaşadığım irili ufaklı gönül ilişkilerimdeki farklı tutumlarım.

İlk aşkımı dünmüş gibi hatırlıyorum, o kadar aşıktım ki saatlerce hiç konuşmadan uzaktan uzağa onu izlerdim. Böyle dediğim için sanılmasın ki bu bir karşılıksız platonik ilişkiydi, hayır değildi, buna rağmen ben ona ulaşabilmiş olmama rağmen o gözümdeki değerini hiç yitirmedi. Duygularım biz ayrılana kadar ilk günkü yoğunluğu ile sürmüştü. Bugün düşünüyorum da ne büyük bir başarı ilk aşkını 1 buçuk yıl ilk günkü gibi sürdürebilmiş olmak...

Elimde değil eğer kader yollarımızı ayırmamış olsaydı hala birlikte olabilir miydik diye düşünmeden edemiyorum bazen, ondan sonra da buna benzer güçlü duygular yaşamadım diye düşünüyordum ta ki bundan 6-7 ay öncesine kadar.

Allahım hiç olmaması gereken birine benzer duyguları geliştirdim, lisedeki gibi çılgınca aşık oldum ama bu kez o kadar şanslı değilmişim 1.5 senelik bir lived happily ever after olmadığı gibi herşey bir dram filmi gibi ağlamaklı ve hala muğlak... Aslında muğlak da değil bitti ben kabullenmemek için öyle diyorum sanırım.

Ne kadar yazık değil mi insanın nerdeyse 10 yılda bir hayatına giren bu heyecanın böylesine saman alevi gibi tükenivermiş olması.

Gerçekten yazık...

Önüme bakmak istiyorum bundan sonra ama o kadar başım dönmüş ki sanırım önümün neresi olduğunu bilmiyorum bilmediğim için de eski hatıralarımın sıcaklığına sığınıyorum.

Bu kıskaçtan kurtulacağım bundan eminim ama nasıl ve ne zaman hiç bir fikrim yok malesef. İnşallah o gün yakındır ve bu saman alevi ömrümün son büyük aşkı değildir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder